14 Nisan 2017 Cuma

Ters Yüzen Balıklar


Sonra gene kalkıp bakarsın. Boş bir odanın sınırlarında dönüp dolaşıp bakarsın. Bir kadının ağlamaklı gözlerine bakarsın. Eksikliklerin kadınca yanlarından geçer dalarsın. Derin yaralara bakarsın; kusursuz fondötenlere, iyi yazılmış kitaplara ve diplomalara, ardından minibüs şoförlerine,  restorantta  “yemek kaça?” dediği için kışkışlanan adamın sırtından İstanbul’a, otobanın kenarında unutulmuş insanlığa bakarsın.  Dalarsın korkunç kabuslarına ve muhabbetlerine. Sarhoşluğunla bile orada olamazsın. Kalkarsın, tuvalette burnundan dudaklarına dudaklarından dişlerine akan bir kan ırmağı vardır, sevinirsin. Tüm yaşantında sana en samimi gelmiş şey, yine hastalığın olur orada. Hastalığına sevinirsin. Kan ırmakta balıklar geri geri yüzer. Yüzüne gülümsersin...

Ruh ve nesne



Sıkıca sarılmış ummanlar kocuklarına
Baharın yalaza gibi geçmesine kimsenin gönlü razı gelmezdi
Beklenti ve gerçekler birbirini karşılamayınca
Ortaya yıkım çıkardı
İlişkilerin tekliği güzelliğini belirtmekteydi oysaki.
Dünyanın çirkefliğine
Dahası kofluğuna batmış her canlı gibi.
İşte yorgun ve mecalsiz ruhlar
Toplanıyor buna karşın
Birinin, birilerinin yakasına yapışacaklar
Huzurun hakkının istencine
Çok yakında da  mahsun nesneler
Yıllar sonra birikmişliğin tecridini kusacaktılar
Yokoluşun benimsenmediği
Yerde kaldı yokluğu
Perşembeyi cumaya bağlayan her gecede
Yoksunluk çıban gibi
Baş gösterecekti
Birer ikişer yol alıyorlardı sahiplerine,
İstekle ve esefle gelen  heyecanlar
Utanırdı sahibinden
Karşılığı olmazdı
Yarın veya dün
Dünki yarın sırf bugüne tekabül ettiği içindi her şey…