(kuş )
Saydamlık ve güzellik oynamıştı yerinden
ancak güzeldi elmanin kokusunun zevkli raksi.
Yine
bulandırmıştı küçük kuşun kafasını. Kuş, sadece elmanin çekirdeğini
istiyordu yoksa gerisi bahaneydi. O kadar asil bir meyve kî arkadaslarina bunu
söylemiyordu. Çünkü bû sır ona aittir. Birisi duysa sihri çözülürdü. Dallarda
bale yapması onu da enfes kılıyordu birilerine ama çirkindir. Bilirdi. Anlardı.
Çok da iyi anlardı çünki kafasının duvarları yoktur. Yaklaşır elma ağacının
kıyılarına. Hayran hayran bakar. İçinden o koca ağaç olası geliyor. Bazen de
kendi hayatında kukla olduğunû sanır. Birileri onu kullanırdı. Kullanılırdı.
Buna müsamaha gösterir. Ağaç hışırtıları onu semalarda tutsak ederdi. Öyle kî
bunu içinde duymak ona Zagros tan amansızca yere çakılmış olmayî hissettirirdi.
Fakat ağaç ona sadece dal olmayı, elma yem olmayı, öğretirdi. Sevdiği ve uğruna
kanadını vereceği tek şeydi elma. Bir çekirdek görse kimse onu gagası arasına
almasin diye üstünü eşelerdi. Kıskanırdı. Kıskanır. Elmayî kıskanması onun
hoşuna giden pek az şeyden biridir. Sebepsizce ve aylamaz. Dallar hudutsuz.
Dallar ilkesiz. Dallar onsuzdur. Ama o hiçbir şeysizdir. Un kadar gözlerini
kisip koca ağaca gardını aldı. Ağaç bir o yana bir bû yana sallanirdi.Ama kuş
her şeyi unuttu bir an sadece Havva nîn niye bû savaşı verdirmek istediğini
sordu.Hiçbir şeyine cevap almazdı. Kimse de dinlemezdi.Sadece kendi köyünde
çirkin bir kuş ona bakar onu takip ederdi. Gizliden bir haz duyardı bundan.bû
onun tek başarısıdır.Savaşı başlatan Havva nîn da sebebini bilmezdi. Köylü kuşu
da sevmezdi. Karışık ve minicik kafasından alev gibi sıçrayan tereddütleri onu
ondan ürkütürdü. Neyi. Ve kimi? Sadece daha çok soru vardı. Almışken gardını
indirdi gövdesine gagasını ağacın acı cigliklari kulaklarının kanamasından
meusuldu. Titrek gövdesine bir daha yüklendi ve saldırı inanılmaz zaferlere
cagriydi. Elma yere yuvarlandi ve kavisleriyle mükemmel bir eda sergiliyordu.
Savaşı kazandı. Zaferlere inanırdı. Zaferler ona aitti. Şu anda sadece o
elmanin kokusunu bütün sinirlerine çekmek ve sinûslerinin her bir noktasında
hissetmek istiyordu. Takı gokten gelen kara çirkin sesli karganin ona kavga
talep etmesiyle devam etti bû. Ama o ortadaki ganimetten ve verilecek kavgadan
hoştu. Sarhoşluk. Sarhostur. Zafer sarhoşluğu. yenilmeyen pehlivan misali.
Elmanin baş döndürücü müziği onu daha da bir tutsakliga esir ediyorDû. Savaş
her şeye kadirdir diyerek çekti göğsünden yüreğini ve pusuya yattı ikinci bir
savaşı kaZanmak için. Duraklayan zaman
savaşın cazibesini arttırıyordu. Heyecandan elindeki kalbi tekliyordu. Kara
karga çirkindir. Görüyordu. Şahsi ise batık bir heyelan kadar beterdir. Açmayan
bahar çiçeklerinin ansiz ölümüne sevinecek kadardır. Fişek gibi gözleri avının
karşısında hiddetle korku saçıyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder