6 Mayıs 2015 Çarşamba

kuş

(kuş )
Saydamlık ve güzellik oynamıştı yerinden ancak güzeldi elmanin kokusunun zevkli raksi.

Yine  bulandırmıştı küçük kuşun kafasını. Kuş, sadece elmanin çekirdeğini istiyordu yoksa gerisi bahaneydi. O kadar asil bir meyve kî arkadaslarina bunu söylemiyordu. Çünkü bû sır ona aittir. Birisi duysa sihri çözülürdü. Dallarda bale yapması onu da enfes kılıyordu birilerine ama çirkindir. Bilirdi. Anlardı. Çok da iyi anlardı çünki kafasının duvarları yoktur. Yaklaşır elma ağacının kıyılarına. Hayran hayran bakar. İçinden o koca ağaç olası geliyor. Bazen de kendi hayatında kukla olduğunû sanır. Birileri onu kullanırdı. Kullanılırdı. Buna müsamaha gösterir. Ağaç hışırtıları onu semalarda tutsak ederdi. Öyle kî bunu içinde duymak ona Zagros tan amansızca yere çakılmış olmayî hissettirirdi. Fakat ağaç ona sadece dal olmayı, elma yem olmayı, öğretirdi. Sevdiği ve uğruna kanadını vereceği tek şeydi elma. Bir çekirdek görse kimse onu gagası arasına almasin diye üstünü eşelerdi. Kıskanırdı. Kıskanır. Elmayî kıskanması onun hoşuna giden pek az şeyden biridir. Sebepsizce ve aylamaz. Dallar hudutsuz. Dallar ilkesiz. Dallar onsuzdur. Ama o hiçbir şeysizdir. Un kadar gözlerini kisip koca ağaca gardını aldı. Ağaç bir o yana bir bû yana sallanirdi.Ama kuş her şeyi unuttu bir an sadece Havva nîn niye bû savaşı verdirmek istediğini sordu.Hiçbir şeyine cevap almazdı. Kimse de dinlemezdi.Sadece kendi köyünde çirkin bir kuş ona bakar onu takip ederdi. Gizliden bir haz duyardı bundan.bû onun tek başarısıdır.Savaşı başlatan Havva nîn da sebebini bilmezdi. Köylü kuşu da sevmezdi. Karışık ve minicik kafasından alev gibi sıçrayan tereddütleri onu ondan ürkütürdü. Neyi. Ve kimi? Sadece daha çok soru vardı. Almışken gardını indirdi gövdesine gagasını ağacın acı cigliklari kulaklarının kanamasından meusuldu. Titrek gövdesine bir daha yüklendi ve saldırı inanılmaz zaferlere cagriydi. Elma yere yuvarlandi ve kavisleriyle mükemmel bir eda sergiliyordu. Savaşı kazandı. Zaferlere inanırdı. Zaferler ona aitti. Şu anda sadece o elmanin kokusunu bütün sinirlerine çekmek ve sinûslerinin her bir noktasında hissetmek istiyordu. Takı gokten gelen kara çirkin sesli karganin ona kavga talep etmesiyle devam etti bû. Ama o ortadaki ganimetten ve verilecek kavgadan hoştu. Sarhoşluk. Sarhostur. Zafer sarhoşluğu. yenilmeyen pehlivan misali. Elmanin baş döndürücü müziği onu daha da bir tutsakliga esir ediyorDû. Savaş her şeye kadirdir diyerek çekti göğsünden yüreğini ve pusuya yattı ikinci bir savaşı kaZanmak  için. Duraklayan zaman savaşın cazibesini arttırıyordu. Heyecandan elindeki kalbi tekliyordu. Kara karga çirkindir. Görüyordu. Şahsi ise batık bir heyelan kadar beterdir. Açmayan bahar çiçeklerinin ansiz ölümüne sevinecek kadardır. Fişek gibi gözleri avının karşısında hiddetle korku saçıyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder