15 Nisan 2017 Cumartesi

AKŞAM SAATİ



İşte yine gece !
Dilini bilmediğim bir ülkede gibiyim
Su gibi
Son vapur saati gibi
Kayıplardayım
Şakaklarım, ellerim kayıp
Sağım, solum yok
Belki de ölmüşüm
Üstelik kan kusmuşum
Koşuşmuşum yayvan tarlada
Kan ter olmuş da
Son anda karaya ayak basmışım
Bastığım yer yokluk
Ana kara çok uzakta
Salkım söğüt dalında salınmakta
İki kadın sessizce hesap yapıyorlardı
Bir yeminin kaç metre çektiğini
Kaç litre derinliğine gittiğini
Saçlarına kaç ağırlık takmak gerektiğini
Çaylar gözlerimin neminden alırken demini
Huzurum soluklandığım evimdi
Döşemede kayan yüreğimin sesi
Gümbürdüyordu
Asimanda
Düşüncesi uzaklarda olanın sesi.
Sıcaklık,
Gökyüzünün siyah kristalliğini hiç eritmeyecek gibi askıda
Akşam saatidir;
Katillerin bağışlandığı
Rembetikoların huzur demi
İyinin kötülüğün boş sözler olduğu sanılan andır.
Her şey bir unutkanlıktı kısa  ve yoğun

Kısacıktı ve serindi akşam saati...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder