15 Nisan 2017 Cumartesi

Martı



Bir zamanlar hiçbir geminin ve insanın yanaşmayacağı ada ve sahillerinde bir martı yaşardı. On sekiz yılda ne kadar gemi gelmiş ve geçmişse hep ürkmüştür. Bu yüzden ürkek martı karar vermiştir. On sekiz yılın sonunda gelecek gemiden korkmayacaktı. Günler günleri ürküsünü aştıracak hiçbir hareket olmadı. En nihayetinde gelecektir. Kararını unutmuştu. Ürküsünü de. Tam da böyle bir zamanda kendini o kadar güzel bir geminin ardında giderken buldu ki varlığının ürküsüne tapmış korka korka milim milim bir gidişti…
Ürkek martının hayatını önemsemeden girdiği bu yolda korku sarmıştır tüylerini, gagasını, taşlığını… ama karar karardı.
Gemi nereye ürkek oraya ola ki bir gün rota saparsa  bilir ki son nefesinden de olur. Kaptırdı kanadını pervanesine geminin. Sonunu düşünmeden huşu içinde orgazm olmuştur gemiyi ve hayran hayran gemiyi izler sonunu beklerken. Duralayan gemi nihayet farketmiştir onu. Sarmış çelik dudakları ile koklamıştır onu. O kadar sıkmıştır ki ürkek martıyı,  gemi cansız nefesiyle hiç hissetmemiştir kırılacağının… çaresizliğini sevdiğim ürkek martı…
Geldi, gitti

Sevdi, sevişti, soğudu…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder