Bir zamanlar hiçbir geminin ve insanın yanaşmayacağı
ada ve sahillerinde bir martı yaşardı. On sekiz yılda ne kadar gemi gelmiş ve
geçmişse hep ürkmüştür. Bu yüzden ürkek martı karar vermiştir. On sekiz yılın
sonunda gelecek gemiden korkmayacaktı. Günler günleri ürküsünü aştıracak hiçbir
hareket olmadı. En nihayetinde gelecektir. Kararını unutmuştu. Ürküsünü de. Tam
da böyle bir zamanda kendini o kadar güzel bir geminin ardında giderken buldu
ki varlığının ürküsüne tapmış korka korka milim milim bir gidişti…
Ürkek martının hayatını önemsemeden girdiği bu yolda
korku sarmıştır tüylerini, gagasını, taşlığını… ama karar karardı.
Gemi nereye ürkek oraya ola ki bir gün rota
saparsa bilir ki son nefesinden de olur.
Kaptırdı kanadını pervanesine geminin. Sonunu düşünmeden huşu içinde orgazm
olmuştur gemiyi ve hayran hayran gemiyi izler sonunu beklerken. Duralayan gemi
nihayet farketmiştir onu. Sarmış çelik dudakları ile koklamıştır onu. O kadar
sıkmıştır ki ürkek martıyı, gemi cansız
nefesiyle hiç hissetmemiştir kırılacağının… çaresizliğini sevdiğim ürkek martı…
Geldi, gitti
Sevdi, sevişti, soğudu…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder